Katılım Bankaları ve Üniversiteler

Finansal Okuryazarlık 01.01.2021, 16:35 21.04.2021, 23:08
45
Katılım Bankaları ve Üniversiteler

Ülkemizde hanelerde yatırım konularında karar verenler ya da karara ortak olanlar arasında, mevcut finansal sistem hakkındaki algıları, yatırım tercihlerini ve bunları yönlendiren etmenleri, finansal sistem dışında tasarruf yapma eğilimlerini, yeni finansal ürünlere yönelik algı ve beklentileri saptamak temel amacıyla, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi için Barem Pazar Araştırma ve Danışmanlık AR-GE merkezi tarafından 49 ilde 15041 kişiyle görüşülerek gerçekleştirilen “Türkiye Hanehalkı Finansal Algı ve Tutum Araştırması” sonucunda ulaşılan pek çok önemli bulgunun olduğu dikkat çekmektedir. Aralık ayının ilk haftası içerisinde kamuoyuyla paylaşılan araştırmanın hanehalkı toplam evreninin yüzde 89’unu, GSYH’nın ise yüzde 92’sini kapsadığı raporda yer almaktadır.

Katılım bankaları ve katılım bankalarının sundukları hizmetlerin çok azı biliniyor

Sözü edilen araştırmayı katılım bankacılığı konusu ekseninde değerlendirecek olursak, araştırmaya katılanların yüzde 40’ının “katılım bankalarını ve katılım bankalarının sundukları hizmetleri hiç bilmedikleri ya da çok az bildikleri” önemli bir ayrıntı olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine, görüşülen kişilerin yüzde 25’inin “faiz ve kâr payının aynı şey olduğu” ifadesine yüzde 80 üzerinde katılması da, üzerinde düşünülmesi gereken bir başka kilit bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu sonuçlar, Özel Finans Kurumu adıyla 1985 yılında Türk finans sektörüne giriş yapan ve 2005 yılında Katılım Bankası unvanını alan kuruluşların arzu edilen performansı göstermekten görece uzak olduğuna ve potansiyelini tam olarak hayata geçiremediğine işaret etmektedir.

Yukarıda ifade edilmeye çalışılan açıklamalar çerçevesinde, katılım bankaları ve üniversiteler arasındaki etkileşime yönelik bir değerlendirme yapılmasının ve bazı somut çözüm önerilerinde bulunulmasının zorunlu olduğu görülmektedir.

2019’da katılım bankalarının şube sayısı yüzde 11,33 oranında büyüdü

Türkiye’de katılım bankacılığı sektörünün görece hızlı gelişimiyle birlikte, katılım bankalarının şubeleşme konusunda kayda değer yatırımlar yaptıkları ve daha fazla çalışan istihdam etmeye başladıkları görülmektedir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 2005 yılsonu – 2019 yılsonu dönem aralığına ilişkin veriler analiz edildiğinde,  katılım bankalarının 2005 yılsonu itibariyle 292 olan toplam şube sayılarının 2019 yılsonu itibariyle 1179’a ulaştığı ve ilgili dönemde şube sayısı anlamında yüzde 11,33 oranında yıllık bileşik büyüme oranı kaydedildiği, dikkat çekmektedir. Aynı dönem aralığında, şube sayısı anlamında sadece yüzde 4,31 oranında yıllık bileşik büyüme kaydeden Türk Bankacılık Sektörünün genel performansının üzerinde bir büyüme başarısının katılım bankacılığı sektörü tarafından yakalandığı, dikkat çekmektedir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 2005 yılsonu – 2019 yılsonu dönem aralığına ilişkin veriler analiz edildiğinde,  katılım bankalarının 2005 yılsonu itibariyle 5747 olan toplam personel sayılarının 2019 yılsonu itibariyle 16040’a ulaştığı ve ilgili dönemde personel sayısı anlamında yüzde 8,21 oranında yıllık bileşik büyüme oranı kaydedildiği, dikkat çekmektedir. Aynı dönem aralığında, personel sayısı anlamında yalnızca yüzde 3,03 oranında yıllık bileşik büyüme kaydeden Türk Bankacılık Sektörünün genel performansının üzerinde bir büyüme başarısının katılım bankacılığı sektörü tarafından yakalandığı, gözlenmektedir.

Katılım bankacılığı ilkelerine, ürünlerine, felsefesine ve terminolojisine hâkim insan kaynağı açığı mevcuttur

Ancak, istihdam edilen personellerin büyük bir kısmının daha önce konvansiyonel/geleneksel bankalarda istihdam edilmiş olmaları sebebiyle, katılım bankacılığı prensip ve ürünlerine dair bilgi seviyelerinin yeterli düzeyde olmadığı gibi sözkonusu personellerin daha önce konvansiyonel/geleneksel bankacılık deneyimlerinin de etkisiyle, faizsiz finans kavramları yerine geleneksel bankacılık terimlerini kullandıkları, dolayısıyla da müşteri algısının olumsuz yönde etkilendiği, çeşitli raporlarda (örneğin Türkiye Katılım Bankacılığı Strateji Belgesi 2015-2025 Raporu, Katılım Bankacılığı ve Faizsiz Finans Çalıştay Raporu gibi raporlarda) sıklıkla yer alan önemli bir konu başlığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple, katılım bankacılığı ilkelerine, ürünlerine, felsefesine ve terminolojisine hâkim insan kaynağı açığının olduğu ve ülkemiz üniversiteleri düzeyinde bu açığı kapatabilecek nitelikte önlisans ve lisans programların son derece yetersiz olduğu, net bir şekilde ifade edilebilmektedir.

Katılım bankacılığı modelinin paydaşlarından biri üniversitelerdir

Katılım bankacılığı modelinin bilinirlik düzeyinin artmasına katkı sunacak, faiz hassasiyeti nedeniyle finansal sistem dışında tutulan fonların ekonomiye kazandırılması amacına etkin bir şekilde hizmet edecek ve müşterilerin katılım bankalarına yönelik olumsuz algılarının kırılmasının önünü açacak bir sistemin olmazsa olmaz bileşenlerinden birisi de üniversiteler ile katılım bankaları arasında bir köprü kurulmasını sağlayacak “Faizsiz Finans ve Katılım Bankacılığı” bölümlerinin önlisans ve lisans düzeyinde açılması olacaktır. Katılım bankacılığı modelinin paydaşlarından birisi olan üniversitelerde önlisans ve lisans düzeyinde eğitim-öğretim hizmeti sunacak ve sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine zemin hazırlayacak “Faizsiz Finans ve Katılım Bankacılığı” bölümlerinin açılması ve katılım bankalarının üniversiteler ile özellikle staj uygulamaları temelinde daha fazla işbirliği yapması, arzu edilen performansa ulaşılması anlamında bir çözüm olarak önerilebilir.

Öğr. Gör. Ramazan BAŞ

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Elemanı

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner7
Günün Anketi Tümü
Katılım Finans 25. Sayısını Değerlendirin!
Katılım Finans 25. Sayısını Değerlendirin!
banner9

Gelişmelerden Haberdar Olun

@