Merkez Bankası ve İslami Bankacılık ile İlişkisi

Türkiye’nin küresel faizsiz finans pastasından daha fazla pay alabilmesi için öncelikli olarak hukuki yasal altyapının oluşturulması amacıyla, müstakil bir faizsiz finans kanununun çıkarılması gerekmektedir.

Finansal Okuryazarlık 03.12.2021, 12:11 31.12.2021, 13:33
82
Merkez Bankası ve İslami Bankacılık ile İlişkisi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BBDK) bünyesinde yapılan Faizsiz Finans Taslak Çalışması’nda, katılım bankacılığı algısının iyileştirilmesi, yurt dışı yatırımcılarının ülkemize daha fazla çekilmesi, faizsiz finans ilkelerine uygun piyasaların oluşturulması, faizsiz finans sektörünün itibarının arttırılması, faizsiz finans ürünlerine standartların getirilmesi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve paydaşlar nezdindeki tereddütlerin ortadan kaldırılması gibi amaçlar yer almış ancak bu taslak çalışma yürürlüğe girmemiştir. Buna karşın TCMB bünyesinde ‘’Katılım Bankacılığı Müdürlüğü  ‘’oluşturulmuştur. Böylece, TCMB ve Katılım Bankaları ile ilişkilerde ve yapılmakta olan çalışmalarda etkinliğin arttırılması, sektörün gelişimine ve finansal istikrara katkıda bulunması, İslami finans alanında çalışan üyesi ya da hissedarı olunan uluslararası kuruluşlarla ilişkilerin daha etkin takip edilmesi ve elde edilen bilgilerin yurt içinde ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılması amaçlanmıştır.

İslam İktisadı Bağlamında Merkez Bankası

TCMB’nin günümüzdeki temel görevi ise fiyat istikrarının yanı sıra finansal istikrarın da sağlanması ile etkin finansal sistemin tesis edilmesidir. İslam iktisadı bağlamında para talebi ve para arzı konusunda ortaya konulan bilgiler dikkat çekicidir. Para politikasının belirlenmesinde ve stratejisinin oluşturulmasında hayati önem taşıyan para talebinin İslam iktisadı minvalinde istikrarlı bir yapı içerisinde olması parasal otorite için sevindiricidir. Para politikası oluşturulurken hangi insan için ve hangi dinamikler için oluşturulduğu önemlidir. İslami değerler çerçevesinde insanların spekülasyon saikiyle para talebinde bulunmaması para talebinin istikrarında anahtar rol üstlenmektedir.

İslam ekonomisi bağlamında merkez bankalarına verilecek ilave görevler;

İslami finans mevzuat alt yapısının oluşturulması, İslami para piyasasının kurulması, fakirliğin azaltılması, sosyal adaletin tesis edilmesi, gelir adaletsizliğinin giderilmesi şeklinde sıralanabilir. İslami bankacılık ile konvansiyonel bankalar karşılaştırıldığında İslami bankaların likidite yönetimi daha zor olup, ankes olarak daha fazla rezerv tutmaları gerekmektedir. Konvansiyonel bankalar likidite ihtiyaçlarını doğrudan merkez bankalarından veya İnterbank piyasasından diğer finansal kuruluşlardan borçlanarak giderebilmektedir. Konvansiyonel bankaların günlük haftalık veya 15 günlük repo-ters repo yapma imkânları bulunmasına rağmen, İslami bankaların bu tür imkânları bulunmamaktadır. Bu sebeple, son borç verme mercii işlevini görecek İslami merkez bankasının veya uluslararası İslami bankanın kurulması gerekmektedir. Bu sebeple,İslami finansal kuruluşlarının kısa vadeli likidite ihtiyaçlarını gidermek amacıyla,Türkiye, Suudi Arabistan, Endonezya ve İslam Kalkınma Bankası’nın iş birliği ile İslami kuruluşlar için merkez bankası işlevi görecek olan MEGABANK’ın kurulması projesinin hayata geçirilmesi için önem arz etmektedir.

İslam İktisadında Para Politikası Amaçları

Bir bankanın veya diğer bir finansal kuruluşun iflas etmesi, ekonomiye olan güvenin sarsılmasına ve buna bağlı olarak sistemik riskin ortaya çıkmasına ve dolayısıyla, mali yapısı güçlü olan bankaların bile olumsuz etkilenmesine sebebiyet vermektedir. Piyasaya olan güvenin bozulması likidite musluklarının kurumasına veya daralmasına neden olmaktadır. Bu sebeple hem kredi müşterileri istedikleri kredileri alarak finansal sorunlarını çözememekte hem de mevduat sahipleri bankalara ve finansal kurumlara güvenmediği için parasını emanet etmemektedir. Bankaların iflas etmesinin sadece hissedarlar için değil, aynı zamanda devlet ve diğer bütün kesimler için hem ekonomik hem de sosyal maliyeti bulunmaktadır. Finansal alanla ilgili yapılan düzenlemeler genellikle daha iyi bir finans altyapısının tesis edilmesini sağlamaya yöneliktir. Ayrıca, mevduat güvencesinin bulunması, finansal kurumların sürdürülebilir kârla ve daha düşük maliyetle çalışmasına yönelik önlemler bankaların daha sağlıklı şekilde faaliyet göstermesi amacıyla uygulanmaktadır. Söz konusu kurumların daha güçlü bir yapıya sahip olması ve daha fazla gelir elde etmesi yatırımcıların kârını yükselteceği gibi devlet açısından daha çok verginin tahsil edilmesine ve mudilerin bankalara daha fazla güvenmesine de imkân tanımaktadır. Bankaların likidite kaynaklı finansal krize girmemesi, merkez bankalarının piyasayı fonlaması ve bazı durumlarda mevduata tam garanti getirmesine bağlıdır. Merkez bankasının fiyat istikrarını sağlayabilmesi için açık veya örtük enflasyon hedeflemesi yapması gerekmektedir.

Enflasyon hedeflemesinin başarılı olabilmesi; merkez bankalarının araç bağımsızlığının bulunması, döviz kuru başka hedeflerin olmaması, mali disiplinin sağlanması, gelişmiş mali piyasaların olması, şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerinin benimsenmesi gerekmektedir. Finansal piyasaların fonksiyonlarını yerine getirebilmesi ve etkin bir şekilde çalışabilmesi için mal ve hizmet sağlayan finansal kurumların düzenlenmesi ve denetlenmesi önem arz etmektedir. Bireysel ve kurumsal anlamda iş yapan pek çok müşteri finansal sorunlarını finansal kurumlar aracılığıyla çözmektedir. Yeterli düzenleme ve denetleme yapılmadığında finansal kuruluşlar riskli işlemlere, sınırsız grup kredilerine, hâkim ortak istismarına, kayıt dışı veya çift kayıt gibi işlemlere başvurabilmektedir. Finansal piyasalarda kullanılan yeni finansal ürünlere ve ortaya çıkan ahlaki rizikoya bağlı olarak yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. İslam ekonomisi ve finansı alanlarında sağlıklı bir piyasa oluşturmak amacıyla devlet otoritesinin de gerekli hukuksal altyapıyı kurarak mevzuat boşluğu bırakmaması, danışma kurullarının tesis etmesi, etkin denetim fonksiyonunu icra etmesi, istihdama ve kalkınmaya katkı sağlaması en önemli hedefler olarak sayılabilir. Bu çerçevede TKBB bünyesinde danışma kurulu oluşturulmuş ve Katılım Bankaları nezdinde denetim komitesi oluşturulması karara bağlanmıştır.

İslam Ekonomisinde Para Politikası Stratejisi

Finansal aracı kurumlar genellikle üç kategoride ele alınmaktadır. Bunlar mevduat toplayan kurumlar, yatırım aracı kurumları ve tasarruf kurumlarıdır. Hane halkı ve şirketlerin önemli bir kısmı fon ihtiyaçlarını genellikle bankalardan temin etmektedir. Bankaların temel işlevi finansal aracılık işlemleri yaparak mevduat toplamak ve kredi kullandırmaktır. Bankacılık sisteminde ürün yelpazesinin geniş olması ve nitelikli insan kaynağının bulunması nedeniyle bankalar asimetrik bilgi sorununu kolaylıkla çözebilmekte ve ölçek ekonomisinden yararlanarak aracılık maliyetlerini düşürebilmektedir. Finansal aracılık işlemleri yapan İslami bankaların konvansiyonel bankalarla karşılaştırıldığında düşük kaynak imkânlarına sahip oldukları, bu sebeple kaynaklarını daha etkin kullanmaları gerektiği ifade edilir. Sosyal ve toplumsal yapının bozulmaması ve uzlaşının sağlanabilmesi için bütün insanların asgari temel ihtiyaçlarının garanti altına alınması ve “ekonomik yaşam bandı” oluşturulması gerekmektedir. Ekonomik faaliyetler çıkar çatışması yerine, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşım çerçevesinde olmalıdır. Bu sebeple, ekonominin temel problemi olan üretim, bölüşüm, sermaye birikimi, emek ve ücretler konusunda yeni ekonomik tanım ve anlayışa ihtiyaç vardır. Bu ekonomik sistem oluşturulurken İslam’ın temel ilkelerinden hareketle, faiz yasağına riayet edilmesi, ahlak, adalet ve hakkaniyet, ihsan, katılım ve ortaklık, üretkenlik ve paylaşım ilkelerinin gözetilmesi gerekmektedir. Merkez bankasının para politikalarının şeffaf olması, kamuoyunu bilgilendirmesi, hesap verilebilirlik ilkelerini gözetmesi, para piyasası oyuncuları ile sürekli iletişim halinde bulunması ve diğer kamu kurumları ile iş birliği içinde olması gerekmekte, ancak bunları gerçekleştirebildiği ölçüde stratejik hedeflere ulaşması mümkün olabilmektedir.

İslam Ekonomisinde Para Politikası Araçları

Merkez bankalarının amaç ve araç bağımsızlığı bulunmaktadır. Literatürde merkez bankalarının, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirlemesine ’araç bağımsızlığı’ denilmektedir. Merkez bankaları fiyat istikrarını sağlarken genellikle; açık piyasa işlemlerine, reeskont ve avans işlemlerine, bankalar için zorunlu karşılık ve umumi disponibilite oranlarının belirlenmesine, ülkenin altın ve döviz rezervlerinin yönetilmesine, yerli paranın hacim ve tedavülünün düzenlenmesine, ödeme ve menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemlerinin kurulmasına, finansal sistemde istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici tedbirlerin alınmasına ve mali piyasaların izlenmesine yönelik kararlar alma yetkisine sahiptir. Hz. Ömer, Emeviler ve Abbasiler döneminde Müslümanlar dünyanın en önemli limanlarını ve merkezlerini fethetmiş ve ticaret hayatına önemli katkılar sağlamışlardır. O dönemde günümüz bankalarının işlevlerini yerine getiren mali aracı kurumlar Beyt-ül mal, sarraflar, cehbezler, vakıflar, dostluk ve yardımlaşma kurumlarıdır. Beyt Arapça’da ev anlamına gelmekte olup, devlete ait her türlü gelirin toplandığı ve harcamaların yapıldığı, hak ve borçlara ehil bir kurumdur. Bir bölgedeki beyt’ül mal şubesinden borç alan bir kişi borcunu başka bir şehirdeki şubeye ödeyebildiği gibi emek sermaye ortaklığı yoluyla da finansman işlemleri gerçekleştirilebilmekteydi. Osmanlı’nın ekonomi ve finans alanında kapitalizm ve sosyalizm paradigmalarını taklit etmeden kendi değerler sistemini kurarak çözüm getirdiği görülür. Kapitalist sistemin merkez gücü konumundaki burjuva sınıfı kendi çıkarı peşinde koşarken, Osmanlı sisteminde diğergam ve paylaşımcı ahi tipi insan modeli merkezde yer almaktadır. Harcamanın gelirden az olması ve tasarrufun arttırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Uzmanlaşma, iş bölümü ve kanaatkârlıkla birlikte olgunlaşmanın (kemalatın) ortaya çıkacağı ileri sürülmektedir. Osmanlı Devleti; tımar, lonca, ahilik, vakıf müesseseleri, mudaraba, muşaraka, selem, karz-ı hasen, istisna ve para vakıfları sayesinde istikrarlı bir ekonomik düzen kurabilmiştir.

Dünya uygulamalarına bakıldığında Pakistan, Endonezya ve Bangladeş gibi ülkelerde kâr amacı gütmeyen mikro finans şirketleri bulunur. Bu şirketler Endonezya’da Beytül Mal ve Temwil adıyla anılır. Eskiden devlet hazinesi genellikle zekât, sadaka, infak, vakfedilen mallar ile ganimetlerden oluşmaktaydı. Beytül Temwil ise belli bir paranın kâr/zarar ortaklığı amacıyla oluşturulması ve bu fonun İslami esaslara göre değerlendirilmesini sağlayan bir finansman yöntemidir. Bu yöntem Müslümanlar arasındaki sosyal dayanışmayı arttırdığı gibi ekonomik ve politik problemlerin çözülmesine de yardımcı olur. Mevduat bankaları müşterilerinin acil nakit ihtiyaçlarını karşılamak için kredili mevduat hesabı veya borçlu cari hesap gibi enstrümanlarla nakit kredi imkânları sunmaktadır. İslami finansta reel varlığa dayanmayan herhangi bir ürün veya hizmetin finansmanı amacıyla doğrudan kredi kullandırılması caiz görülmemektedir. Türkiye’de karz-ı hasen uygulaması az olmakla birlikte itibarı ve kredibilitesi yüksek müşterilerin kısa vadeli nakit ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullanılabilmektedir. Danışma kurulu hocalarının, genel olarak karz-ı hasen işlemlerinden İslami bankaların enflasyon farkını alabileceklerine dair görüşleri bulunmaktadır. Ancak çekirdek enflasyon, üretici veya tüketici fiyat endeksi oranlarından hangisinin dikkate alınacağı hususu netlik kazanmamıştır. Ayrıca, anılan enflasyon oranları belirlenirken tüm mal ve hizmet sepetlerini kapsamadığı, sadece belirli mal ve hizmetleri içermesi nedeniyle gerçek durumu yansıtmadığı şeklinde eleştiriler de bulunmaktadır. Uluslararası İslami Likidite Yönetimi Kurumu (International Islamic Liquidity Management Corpo-ration-IILM), İslam Kalkınma Bankası ve 9 merkez bankasının bir araya gelerek oluşturduğu bir kurumdur. IILM’nin İslam’a uyumlu olmak kaydıyla sukuk işlemlerinin ihracına aracılık, alım-satımı veya vadesine kadar elde tutma gibi önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Bu kurumun ihraç ettiği sukukların merkez bankaları tarafından teminat kabul edilmesi, böylece kısa vadeli finansman sağlanması İslami finans kurumlarının likidite yönetimini kolaylaştırmaktadır.


Zeynep Aslı Kekeç 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner7
Günün Anketi Tümü
Katılım Finans 28. Sayısını Değerlendirin!
Katılım Finans 28. Sayısını Değerlendirin!
banner9

Gelişmelerden Haberdar Olun

@